DUDAKLARDAN AŞAĞI UZANAN MUCİZE: Öpüşmenin Bilimsel ve Haz Dolu Sırları

DUDAKLARDAN AŞAĞI UZANAN MUCİZE: Öpüşmenin Bilimsel ve Haz Dolu Sırları

ÖPÜŞME VE BEDENDEKİ MUCİZEVİ ETKİLERİ

Öpüşmeler hakikaten de filmlerde yer verildiği kadar gerçek hayatta ilişkilerimizin bir parçası mı?
Belki ilişkilerin flört dönemlerinde önemli bir yere sahip olsa da ilişkinin ilerleyen dönemlerinde yerini ciddi anlamda kaybeder.
Belki de bunun sebebi, bize cinselliğin bir "varış noktası" olduğunun öğretilmedisir.

Boşalma hedefinde bir cinsellik, öpüşmelere, oyunlara ve ön sevişmeye çok alan vermez. Veren nadir azınlık için ise, tabiri caizse “yapılacaklar” listesinin bir maddesi gibi algılanır. 
Peki ya öpüşmek, sevişmeye giden yolda sadece bir adım değil de, kendi başına bir varış noktasıysa?

L'infini dünyasında hazzı bir performans olarak değil, bir "oluş" hali olarak görüyoruz. İşte öpüşmek, bu oluş halinin en basit dışa vurumudur. Ancak bu eylemi sadece romantik bir temas olarak düşünmek, bedenin muazzam mühendisliğine büyük haksızlık olur.
Gelin beraber, dudakların birbirine değdiği o anlarda, vücudumuzun derinliklerde, rahmimizde ve kaslarımızda nasıl mucizelerin tetiklendiğine bilimsel ve çok daha "katmanlı" bir pencereden bakalım.

BEDENİN GİZLİ ANAHTARI: ÇENE KASLARI VE RAHİM BAĞLANTISI

Bedenimiz kusursuz, birbiriyle sürekli iletişim halinde olan bir ağ gibidir. 
Özellikle kadın anatomisinde, çoğu kişinin bilmediği ama hazzın kaderini tamamen değiştiren büyüleyici bir bilimsel gerçek vardır: 
Çene ve ağız kasları ile pelvik taban ve rahim ağzı arasında doğrudan bir fasyal ve nörolojik bağlantı bulunur.
Buna tıpta ve ebelik biliminde "Sfinkter Yasası" denir.

Kısaca özetlemek gerekirse; vücudumuzun ağız, çene ve boğaz gibi üst sfinkterleri ne kadar gevşek ve rahatsa, pelvik taban, vajina  ve rahim ağzı gibi alt sfinkterlerimiz de o kadar gevşek ve “açık” olur. 
Örneğin, eğer günün stresiyle çeneni sıkıyor ve dişlerini gıcırdatıyorsan, pelvik tabanın ve vajinal kasların da istemsizce kasılır.

İşte tutkulu, derin ve aceleye getirilmemiş bir öpüşme tam da burada devreye girer. Sen partnerinle uzun uzun öpüştüğünde, çene kasların hareket eder, esner ve tamamen gevşer. Çene kaslarının bu rahatlaması, bedenin o muazzam otoyolu olan Vagus siniri aracılığıyla doğrudan aşağıya, pelvise bir mesaj gönderir. 
Bu mesaj çok nettir: "Rahatla, kasılmayı bırak. Şu An Güvendeyim ve Bedenimi Açabilirim"

Bu biyolojik bağlantı o kadar güçlüdür ki; -dulalarla çalışanlar bilir- doğum öncesinde kadınlara rahim ağzının rahatça açılabilmesi için partnerleriyle uzun uzun ve tutkulu bir şekilde öpüşmeleri önerilir. 
Çünkü öpüşmek, bedenin alarm sistemini kapatır ve rahatlama sistemini devreye sokar.

Sevişme sırasında da durum tam olarak böyledir. Hızlıca geçiştirilen bir ön sevişme, bedene bu rahatlama sinyalini göndermeye yetmez. 
Oysa dudakların birbirine kenetlendiği, nefeslerin karıştığı ve çene kaslarının gevşediği o uzun dakikalar boyunca, beden kendini güvende hisseder ve kendini açılmaya hazırlar.
Vücut bu güven mesajını aldığında rahim ağzı yumuşar, pelvik taban gevşer ve vajinal kanal uzar. 
Penetrasyon zorluğu yaşayan ve vajinismus eğilimleri olan birçok kadın için çözüm, aslında dışarıda aranan tedavilerden ziyade bu doğal gevşeme mekanizmasında, yani dudaklarda gizlidir. Öpüştükçe, rahmin kendi doğal kayganlaştırıcısını maksimumda ürettiğini ve penetrasyon için adeta bir çiçek gibi açıldığını fark edersin. 
Öpüşmek, bedeni zorlamadan içeriye davet etmenin en şefkatli yoludur.

BİRAZ YARATICILIK: ÖPÜŞMEK SADECE DUDAKLARDAN MI İBARETTİR?

Madem ağız kaslarımızı rahatlatmanın ve öpüşmenin pelvik tabanımızdaki o mucizevi, açıcı etkisini bilimsel olarak öğrendik; o zaman bu eylemi sadece dudaklarla sınırlamak neden? 
L'infini olarak, yaratıcı fikirleri ve zevke uzun uzun odaklanılmasını her zaman destekledik.
Öpüşmek derken, aklınıza sadece dudaktan dudağa yapılan o klasik eylem gelmesin. Bedenin tamamı, keşfedilmeyi bekleyen devasa bir oyun alanıdır. 
Sevdiğin, dokunulmasından hoşlandığın yerlerin öpülmesi seni çok hızlı gevşetecektir. Partnerinin bedeninde öpmeyi en çok sevdiğin noktalara şefkat göstermek, veya onun henüz bilmediği zevk alanlarını birlikte keşfetmek... Bütün bunlar, "öpüşmek" kavramının o geniş, davetkar şemsiyesi altındadır.
Partnerinin boynuna kondurduğun derin bir öpücük veya onun senin omuzlarında gezdirdiği dudakları, bedendeki o güven ve haz sinyallerini dalga dalga aşağıya taşımaya yardımcı olur.

BEKLENTİSİZ HAZ: ORAL SEKS, ASLINDA TUTKULU BİR "ÖPÜŞMEDİR" 

Hazır "dudakları bedende gezdirmekten" ve yaratıcılıktan bahsetmişken, kendi başına zevk bombardımanı olan o muazzam konuya gelelim: Oral seks.
Oral seks, en özünde, partnerinin en mahrem, en hassas bölgeleriyle yaşadığın, çok tutkulu, derin ve ıslak bir öpüşmedir. Ve tıpkı dudaktan dudağa öpüşürken yaptığımız gibi, burada da "hedef odaklı" olmayı bir kenara bırakmalıyız. 
Oral seksi bir "hizmet" veya partneri hızla doruğa ulaştırma görevi olarak kodlayan o baskıcı zihniyeti bir kenara bırakalım. 
Nasıl ki dudak dudağa öpüşürken bir an önce bitmesini ya da orgazm olmayı beklemiyorsak, oral seks sırasında da bu "orgazm kaygısını" tamamen ortadan kaldırmak gerekir. 
Tantrik cinselliğin bize öğrettiği en güzel şeylerden biri budur: Zevk, bir sonuç değil, sürecin ta kendisidir.
Dudaklarını partnerinin bedeninde gezdirirken veya o senin en hassas bölgelerini dudaklarıyla keşfederken, "sona ulaşma" dürtüsünü susturun. Uzun uzun, acele etmeden, tadını çıkararak, nefes nefese... 
O sihirli anın içinde kalarak, ritmi değiştirin, durun, birbirinize bakın, gülün ve tekrar başlayın. 
Boşalma baskısı ortadan kalktığında, o uzun ve tutkulu "öpüşme", bedeni daha önce hiç tatmadığı kadar yoğun bir hazla doldurur. Zihin susar, beden konuşur. 
Sadece o anın, o ıslaklığın, o sıcaklığın ve dudakların tenle buluşmasının tadı yaşanır...

Hatta bu anlardaki "tadı", kelimenin tam anlamıyla duyusal bir ziyafete dönüştürmek istersen; teninizde akan, enfes meyve veya tatlı lezzetlere sahip Yenilebilir Kayganlaştırıcılar Koleksiyonumuzun bu uzun keşiflere ne kadar yakıştığına inanamayacaksın. 
Üstelik ufak bir bonus: Duyuları iyice şaşırtmak ve nefeslerin o doğal sıcaklığına tatlı bir ürperti katmak istersen, soğutulabilen kayganlaştırıcılar ile partnerine nefis bir "serinlik" sürprizi de yapabilirsin.

KENDİNİ SEV VE RİTMİNİ KENDİN BELİRLE

Hayatın bitmek bilmeyen koşturmacasında şunu asla unutma: Cinsellik ve zevk lüks değil, senin en doğal hakkındır. 
L'infini olarak hep savunduğumuz gibi; en derin hazlar bir başkasıyla değil, kendi bedenini tanımakla, ona zaman vermekle ve onu olduğu gibi kabul etmekle başlar.
İster partnerinle derin bir keşfe çıkıyor ol, ister sadece dudaklarının birbirine değdiği o sıcaklığın tadını çıkarıyor ol; her şey çenenin gevşediği, bedenin "güvendeyim" dediği o minik temasla başlar.
Bugün, öğrenilmiş tüm ezberleri boz!
Öpüşmeyi bir geçiş bileti olarak görmeyi bırak. Dudaklarını sadece partnerinin dudaklarında değil, bedeninin her köşesinde özgürce gezdir. 
Hiçbir beklentiye girmeden, sadece o dokunuşun tadını çıkararak, uzun uzun, yavaş yavaş... Zevkin o yumuşak, akışkan ve yargısız halini hücrelerinde hisset.
Bedenin muazzam bir enstrüman ve o enstrümandan hangi notaların çıkacağına, ritmin ne zaman hızlanıp ne zaman yavaşlayacağına karar verecek olan tek kişi sensin. 
Dudaklarının gücünü hafife alma; çünkü onlar, ruhunu ve bedenini sonsuz bir hazza açan en sihirli anahtarlardır.

Yorum yap

Yorumlar yayınlanmadan önce onaylanmalıdır.

Bu site hCaptcha ile korunuyor. Ayrıca bu site için hCaptcha Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.